Hutbe-i Şamiye Ekseninde İslam Birliği ve Küresel Barış

Risale Akademi ve Akademik Araştırmalar Vakfı (AKAV) tarafından düzenlenen  Hutbe-i Şamiye Ekseninde İslam Birliği ve Küresel Barış Konferansı Asya Termal tesislerinde yapıldı. Konferansa Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr.Mehmet GÖRMEZ, Bediüzzaman Said Nursi’nin talebelerinden Mustafa Sungur, Mehmet Fırıncı ve Abdullah Yeğin programa katılamadıklarından, görüntülü mesaj ile katıldılar. Abdulkadir Badıllı ve Salih Özcan ise bizzat katıldılar. Ayrıca kalabalık bir dinleyici topluluğu katıldı.

Açılış konuşmasını AKAV Başkanı Prof.Dr.Gürbüz AKSOY yaptı. AKSOY, Üniversitelerde akademik düşünce problemi olduğunu, düşünce derinliği ve tefekküre ihtiyaç olduğundan bahsetti.Ayrıca dinde hassas ama muhakeme-i akliyede noksanlığın dine zarar verdiğini;bu konudaki açığın ise Risale-i Nurlarla kapatılabileceğini söyledi.Risale Akademi adına konuşan Dr.İsmail BENEK ise Risale-i Nurların farklı anabilim dalları ile incelenmesi gerektiğini anlattı. Her akademisyenin kendi dalına göre Risale-i Nurları incelemesi gerektiğini, bu da bizim birbirimizle uğraşmamızı da önleyeceğini söyledi. Ayrıca 165 üniversitede Risale-i Nur ile ilgili çalışmaların başlatılması gerektiğini söyledi.

Konferansın protokol konuşmasını yapan Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr Mehmet Görmez, “Yaşasın sıdk, doğruluk. Ölsün, gebersin yeis, ümitsizlik. Muhabbet daim olsun. Şura hep güçlü ve kuvvetli olsun. Levm ve itab, nefret heva ve heveslere tabi olanlara olsun. Selam da hidayete tabi olanlara olsun” ifadesinin kendisini çok etkilediğini söyledi. Hutbe-i Şamiye’nin Arapçasını okuyunca adeta Arapçasını test etmiş olduğunu, Üstadın kullandığı tabirlerin çok farklı ve muhteşem olduğunu söyledi. 35 yaşında bir gencin Emeviye Camiinde 10 bin kişiye hutbe okuması ve bu hutbenin 100 yıl sonra da güncelliğini korumasının müthiş bir olay olduğunu ifade etti.

Görmez, günümüzde imaj ve görüntünün sözlerin önüne geçtiğini, Üstadın sözleriyle davranışlarının birbirine uyduğunu hatırlattı. İslam âleminde İslam âleminin geri kalması ile ilgili birçok yazı yazıldığını, bunları “Geri kalmışlık edebiyatı” olarak niteledi ve daha önce yazılanlarda bir aşağılık kompleksi/kendine güvenmeme olduğunu, zamanın “doğu neden geri kaldı, Batı neden ilerledi” tartışmalarıyla geçtiğini anlattı. “Bediüzzaman’da müthiş bir özgüven, ümit var” diye sözlerini sürdüren Prof. Görmez, Bediüzzaman teşhis ettiği 6 hastalık ile asıl sorunun dışarıda değil içimizde olduğunu anlattı. Fen ve dinin ayrı düşmediğini  “Eğer Üstad hazretleri mütevazilik etmemiş olsaydı Din ilimleri ile Fen bilimlerini ben barıştırdım diyecekti” cümlesi salonda alkış aldı. Ayrıca Mehmet Görmez, Hutbe-i Şamiyede geçen ifadelerin birer levha olarak evlere asılması gerektiğini, özellikle “Eğer biz ahlâk-ı İslâmiyenin ve hakaik-i imaniyenin kemalatını efalimizle izhar etsek sair dinlerin tabileri elbette cemaatler halinde (fevc fevc) İslâmiyet’e girecekler” sözünün altın levha ile asılması gerektiğini söyledi.

Öğleden sonraki oturumlarda 25 adet tebliğ sunularak, araştırıcılar çalışmalarını katılımcılarla paylaştılar. Soru-cevaplarla konunun daha iyi anlaşılması sağlandı.

Galeri için: http://www.risalehaber.com/gallery.php?id=391